Anasayfa / Bilim / Biyoloji / Kan Doku Nedir ?
kan doku
Kan Doku Nedir ?

Kan Doku Nedir ?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 değerlendirme, ortalama: 5,00 üzerinden 5)
Loading...

Kan Doku Nedir ?

Bağ doku çeşitlerinden biri olan kan doku sıvı bir ara maddeyle hücrelerden oluşmaktadır. Kan dokunun sıvı şekilde olan ara maddesine plazma denilir. Kan doku üç çeşit hücreye sahiptir. Bu hücreler; alyuvarlar, akyuvarlar ve kan pulcuklarıdır. Kan dokuda bulunmakta olan fibrinojen bağ dokudaki fibrillere karşılıktır. Yetişkin ve 70 kilogram olan sağlıklı bir insanın vücut ağırlığının ortalama yüzde 7’si kandır. Bu miktar ortalama 5 ile 5,5 litre arasında kana eşittir.

Kanın Görevi Nedir ?

Kan, dokulara gıda ve oksijen taşımalarının haricinde üre ve diğer çok zararlı maddeleri de süzülmeleri için böbreklere de taşırlar. Ek olarak hormonların gerekli organlara iletilmesine de aracılık etmektedirler. Vücutta bulunan asit ve baz dengesi, vücudun ısısı ve vücutta olan sıvıların osmotik basıncının da dengelenmesi kan ile sağlanmaktadır. Fagositoz üreten kan hücreleri, hücresel bağışıklıkta faydalıdır, bir takım kan hücreleri de humoral bağışıklık sağlamak için antikor gibi maddeler üretmektedir.

Kan kaybetmek önemlidir. Bunun gibi bir durum oluştuğunda dengeyi sağlamak amacı ile dokularda bulunan sıvılar kana karışır. Tekrardan üretilen alyuvarlar kana gönderilir. Büyük miktarda kan kaybı yaşanması durumunda beden şoka girer. Kaybedilmiş olan kan miktarı yeniden insana nakledilmezse şok halinden çıkamaz.

Kan Plazması Nedir ?

Kanın yüzde 55’lik sıvı kısmı plazmadır. Süspansiyon biçiminde damarlarda dolaşmakta olan kanın bileşenlerinde su ( yüzde 90) , erimiş gazlar, glikoz şekeri, aminoasitler, erimiş tuzlar, yağ, vitaminler, albümin, globülin gibi özel olan proteinler ve pıhtılaşma ile alakalı olarak fibrinojen bulunmaktadır. Fibrinojeni karaciğer üretir ve kana verir. Pıhtılaşma esnasında protrombin de etkili olmaktadır.

Plazma ile Serum Arasındaki Fark Nedir ?

Kan bir tüpün içine alındıktan sonra sodyum oksalat, heparin, sodyum sitrat gibi antikoagülanlar ile (pıhtılaşma önleyicilerle) karıştırılıp, santrifüj cihazına konulur. Kanın şekilli olan elemanları (hücreler) tüpün altına çöker. Tüpün en dibinde birikenler alyuvarlardır. Yoğunlukları daha az olduğundan alyuvarların üstünde grimsi veya beyazımsı ince bir tabaka şeklinde de akyuvarlar bulunur. Kan pulcukları da bu tabakanın üstündedir. En üstte birikmiş olan açık sarı renkli ve berrak sıvı plazmadır. Bu berrak sıvının serumdan farkı hali hazırda içeriğinde pıhtılaşma ile alakalı faktörleri barındırmasıdır.

Eğer kan yaralanma sebebi ile damar dışına çıkmaktaysa ve bu kan açık hava ile temas ederse koagülasyon (pıhtılaşma) oluşur. Bu olay esnasında fibrinojen fibrine dönüşür. Pıhtı bünyesinde kan hücreleri de bulunmaktadır. Pıhtılaşma esnasında plazmadan geriye kalan sarımsı ve yapışkan kıvamlı olan sıvı da serumdur. Plazma içeriğinde fibrinojen olmasına rağmen serum fibrinojen içermemektedir. Fakat serumda glikoz, aminoasit, vitamin, steroit, antikor, madensel tuzlar, hormon gibi maddeler de bulunmaktadır.

Kan Doku

Pıhtılaşma Mekanizması Nasıl Çalışır ?

Pıhtılaşma; çok kan kaybı olmasını engelleyen ve damar tamirini yapan karmaşık olan bir olaydır. Doku zarar gördüğünde veya damar yırtıldığında kan pulcukları ile damar çeperleri trombokinaz enzimi salgılar. Bu enzim karaciğerin salgılamış olduğu protrombin isimli özel plazma proteinini trombine dönüştürür. Trombin maddesi de kan pulcuklarını yapışkan hale getirmektedir. Yapışkan hale gelen kan pulcukları yırtık olan kısımları tıkamak amacı ile damar çeperine yapışır. Trombin aynı zamanda kalsiyum tuzlarının da varlığı ile fibrinojeni fibrine çevirir. Fibrin eriyen bir madde değildir. Lifli yapısı ile alyuvarları, akyuvarları ve kan pulcuklarını çevreleyerek çökeltir. Çöken yapıya da pıhtı adı verilir. Oluşan pıhtı büzülür, küçülür ve üzerinde açık sarı renkli olan serum diye adlandırılan bir sıvı birikir. Sonrasında pıhtı kurur ve yaralı kısım fibroblast hücreleri ile ve epidermisle onarılır.

Not: Karaciğerin protrombin üretilebilmesi için K vitaminini bulundurması gerekmektedir.

Kan Doku Nedir ?

Kan Hücreleri Nelerdir ?

Kanda 3 çeşit hücre bulunur. 
1- Alyuvarlar (Kırmızı kan hücreleri = Eritrositler)
2- Akyuvarlar (Beyaz kan hücreleri= Lökositler)
Akyuvarlar farklı tipte 5 hücre çeşidine sahiptir.
A- Agranülositler
Lenfosit ve Monosit olmak üzere iki çeşittir. Lenfositlerin de B Lenfositler ve T Lenfositler olarak iki çeşidi bulunur.
B- Granuülositler
Nötrofiller, Eozinofiller ve Bazofiller olmak üzere üç çeşidi mevcuttur.
3- Kan pulcukları (Trombositler)

Kan Doku Nedir ?

Kan Hücrelerinin Görevleri Nelerdir ?

Lökosit çeşitlerinin farklı görevleri vardır. Alyuvarlarların dolaşım sisteminin içinde görev yapmalarına karşın akyuvarlar damar dışına da çıkabilmektedir. Kanın şekilli elemanları olan bu kan hücrelerinin görevleri de aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır.

Alyuvarlar (Eritrositler); Kırmızı kemik iliğinde bulunan bazı ana hücrelerin değişmesi ile oluşan alyuvarlar kana karıştıklarında çekirdeklerini kaybeder. Bu durum oksijen ve karbondioksit gazlarının taşınma yüzeyini artırır. Alyuvar sayısı sağlıklı kadınlarda 1 milimetreküp kanda ortalama 4,5 ile 5 milyon arasındayken erkeklerde 5 ile 5,5 milyondur. Yükseklerde yaşamakta olan kişilerin kanındaki alyuvar sayısı daha da fazladır. Alyuvarlar içerdikleri hemoglobin pigmenti sayesinde kana kırmızı rengini verirler. Hemoglobin demir içeren özel bir proteindir. Bu pigmentin görevi oksijen ve karbondioksit taşımaktır. Alyuvarlar ortalama olarak 100 veya 120 gün canlı kalır. Karaciğerde, lenf düğümlerinde ve dalakta ömrü tükenen alyuvarlar parçalanır.

Not: Alyuvarların embriyo dönemi süresince üretildiği yer dalak ve karaciğerdir. Çekirdeksiz olduklarından bölünemezler. Çekirdeklerini kaybederken golgi, endoplazmik retikulum ve mitokondrilerini de kaybederler. Deniz seviyesinden daha yükseklere çıkıldığında oksijenin azlığı sebebiyle kanda bulunan alyuvarların sayısı artırılır.

Akyuvarlar (Lökositler); Çekirdekli, renksiz ve aktif hareketli olan hücrelerdir. Sağlıklı kişilerin 1 milimetreküp kanındaki akyuvar sayısı 6 ile 10 bin kadardır. Akyuvarlar kısa ömürlüdür. Dolaşım sisteminde yer alanların ömrü 3 veya 8 saat iken dokularda görev yapanların ömrü 3-4 gün arasındadır. Alyuvarlar gibi kemik iliğinde üretilen akyuvarlar bölünme yeteneğini kaybetmiş durumdadırlar. Günün değişik saatlerinde sayıları farklılaşan akyuvarlar agranülosit ve granülosit olmak üzere ikiye ayrılarak incelenmektedir.

Agranülositler (Granülsüz Akyuvarlar); Lenf düğümlerinde, timüs ve dalakta üretilen agranülositlerin çekirdekleri loplu yani parçalı ve fasulye görünümlüdür. Hücrelerin sitoplazması azdır ve granüller bulunmaz. Damardan dışarı çıktıkları zaman farklılaşmaları tamamlanır. Granülsüz akyuvar hücrelerinin 2 çeşidi bulunur.

Monositler: Akyuvarların en büyükleridir. Ömürleri biten ve zarar gören hücreleri fagositoz yoluyla yok ederler. . Bunu gerçekleştirmek için 10 -20 saat kanda kalan monositler kılcal damardan dışarı çıkarlar ve makrofaj hücrelerine dönüşürler. Asıl fagositoz yapan makrofajlardır. Makrofajlar aylar hatta yıllarca yaşayabilir.

Lenfositler; Timüs bezinde üretilir. Daha sonra dalak, lenf düğümleri ve kemik iliğinde olgunlaşır. Antikor üreterek vücuda dışarıdan giren mikroorganizmalarla savaşır. Yalnızca sinir dokusunda bulunmaz. T lenfosit ve B lenfosit olarak 2 çeşidi vardır. T lenfositler hücresel bağışıklığı, B lenfositler humoral ( sıvısal) bağışıklığı sağlamaktadır.

Granülositler (Granüllü Akyuvarlar); Üretildiği yer kırmızı kemik iliğidir. Çekirdekleri boğumludur. Sitoplazmaları granüllü olan bu hücre grupları 3 çeşit hücreye sahiptir: Bazofil, nötrofil ve eozinofil

Bazofiller: Yaralanma olduğunda hissedilen acı ve ağrıdan, yaralı bölgenin şişmesinden sorumludur. Kanın damar içinde dolaşırken pıhtılaşması bazofillerin salgıladığı heparin sayesinde engellenir. Ayrıca salgıladığı histamin ile damar geçirgenliği artar. Akyuvarların % 1’i bazofildir.

Nötrofiller: Oluşturdukları yalancı ayaklarla vücuda girmiş olan yabancı maddeleri ve mikroorganizmaları yok etmekle görevlidirler. Akyuvarların yüzde 30-70’i nötrofildir.

Eozinofiller: Parazitlerle savaşır. Alerjik hastalıkların varlığında sayıları artan hücrelerdir. Asit özellikli boyalarla boyanabildikleri için diğer adları asidofil’dir.

Kan Pulcukları (Trombositler): Kemik iliğinde bulunan megakaryositlerin ( büyük çekirdekli hücrelerin) parçalanması yoluyla oluşan renksiz, çekirdeksiz, yalancı ayaklar oluşturabilen sitoplazma parçacıklarıdır. Platelet’ler olarak da adlandırılan kan pulcuklarının kandaki sayıları 1 milimetreküp için 200-400 bin arasındadır. Ömürleri 1–2 gündür. Damar kesildiğinde pıhtılaşma için gereken reaksiyonları başlatan hücrelerdir. Oluşturdukları tıkaç (trombus) ile kanamalar durdurulur. Ömrü dolan kan pulcukları dalak ve karaciğerde makrofaj hücrelerinin fagositoz yapmasıyla yok edilmektedir.

Kan Doku Nedir ?

POPÜLER KONULAR

Bu Konu da İlginizi Çekebilir

Özel Duyular Nelerdir

Özel Duyular Hangileridir ?

Özel Duyular Hangileridir ? Arılar, balıklar ve insanların değişik renk gruplarını gördüğünü bilmekteyiz. Arılar ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir